İzcilik
Gönüllüleri Derneği’nin, Federasyon yetkililerinin de
davet edildiği ve Türk İzciliği’ne emeği geçen 55 İzci
Lideri’ni bir araya getirdiği İzcilik Konseyi’nde alınan
karar doğrultusunda, “İzcilik Federasyonu tarafından
hazırlanarak Resmi Gazete’de yayınlanan yeni İzcilik
Yönetmeliği”ne karşı dava açıldı. Danıştay 10. Dairesi’nde,
2005/8669 Esas Numarası ile açılan davada, İzcilik Yönetmeliği’nin
pek çok açıdan “derhal yürürlükten kaldırılması gerektiği”ne
işaret ediliyor.
Yukarıda sözü edilen İzcilik Konseyi
toplantısından önce, İstanbul’da gerçekleşen Danışma
Konseyi Toplantısı’nda
da yeni yönetmelik eski yönetmeliklerle karşılaştırılmış;
Türkiye’nin ve Dünya’nın içinde bulunduğu durum, gençliğin
değişen dünya koşullarında gereksinimleri, Dünya İzciliği’nde
meydana gelen yenilik ve gelişmeler gibi konular masaya
yatırılmıştı.
Bu iki toplantının ikinci olan İzcilik Konseyi Toplantısında,
“yeni İzcilik Yönetmeliği’nin yanlışlar ve eksiklerle
dolu olduğu” kararına varılmıştı. Bu karar doğrultusunda,
İzcilik Gönüllüleri Derneği, Danıştay’a “yürütmenin durdurulması”
talebiyle dava açtı.
İzcilik Konseyi’nde
ne konuşulmuştu?
İzcilik Konseyi’nde, konuşmacıların büyük bir
kısmı “Yönetmelik’te Atatürk İlke ve İnkilapları’na hiç
değinilmemesini,
İzci Andı, Türesi ve Selamı’nın yönetmelikte yer almayıp
yoruma açık hale getirilmesini eleştirmişlerdi.
Ayrıca,
şimdiye kadar yapılan İzcilik Yönetmelikleri’nin tersine,
yeni Yönetmeliğin esasını teşkil etmesi gereken
tüm önemli maddelerin yönergelere bırakılmasının “izciliği
içinden çıkılmaz hale getirebileceğine” de dikkat çekmişlerdi.
İzcilik
Konseyi’nde konuşmacılar, “2005 Yönetmeliğinde organizasyonun
ünite temelinde değil kulüp temelinde
yapılmasının, üniversite yaş basamağının atlanmasının,
eğitim programının net olmamasının yaratabileceği olumsuzluklara
da şüpheli baktıklarını” belirmişlerdi.
Dava’nın gerekçeleri
Türkiye İzcilik Federasyonu’nun hazırladığı
ve Resmi Gazete’de yayınlanan yeni İzcilik Yönetmeliği’nin
durdurulmasına
ilişkin açılan davada ileri sürülen gerekçeler şunlar:
Yeni
İzcilik Yönetmeliği, Atatürk İlke ve İnkilaplarından
hiç söz etmeyerek Türkiye’de İzciliğin yönünü değişebileceği
endişesini taşımaktadır. Kuruluşundan bu yana Atatürk
İlke ve İnkilaplarını kendilerine şiar edinen Türkiye
İzcileri’nin böyle bir eksikliğe hiçbir idarenin sessiz
kalmasını beklememektedir.
Amaçları yaklaşık 100 senedir
belli olan Türkiye İzcileri, nedense ilk kez bu yönetmelikle
amacı net tarif edilmemiştir.
Bunun nedenlerinin neler olabileceği konusu İzcilik Platformları’nda
ele alındığında, Türkiye İzcileri haklı olarak endişelenmektedirler.
Tüm
Dünya’da 100 yıldır değişmeyen izcilik değerlerinin ve,
and, türe, arma ve selam gibi en önemli sembollerinin
Yönetmelikte zikredilmek yerine sonradan çıkartılacak
yönergelere bırakılması, Türkiye İzcileri’ni düşündürmektedir.
Daha
önceki yönetmeliklerde yer alan Türkiye İzcilik Teşkilatı
kavramı, yeni yönetmelikle yok edilmekte, yerine
İzcilik herhangi bir spor federasyonundan farksız bir
hale getirilmektedir. GSGM Kuruluş Kanunu’na da ters
bir şekilde, bir spor olmayan, bir eğitim metodu olduğu
tüm Dünya İzcileri ve Teşkilatları tarafından ısrarla
ifade edilen izcilik, nedense Türkiye’de tümüyle başka
bir anlayışa itilmeye çalışılmaktadır. Bu da İzcilik
Kamuoyunu rahatsız etmekte, dahası endişelendirmektedir.
Bilindiği
üzere izcilik, her yaşta yapılabilecek bir aktivitedir.
Buna karşın, yeni yönetmelik 18 yaş sınırı
koyarak, izcilik yapmak isteyen Türk Vatandaşları’nın
elinden bu haklarını almaktadır. Üniversitede ki izcilerimizin
durumu hiçe sayılmıştır.
4 Tahtalı Liderler’in İzcilik
Teşkilatı üzerindeki söz haklarını ellerinden almaya
çalışarak yeni yönetmelik
acaba neyi hedeflemektedir? Yıllarını bu işe vermiş insanlar
doğal üyeler oldukları kurullardan ayrılmak zorunda kalmışlardır
ve hatta bu yönetmelik çıkarılırken dahi toplantıya davet
edilmeyip, fikirleri alınmamaıştır.
İzcilik, düne kadar
ünite temelinde gerçekleşmiş ve gerçekleşmesi gereken
bir aktivitedir. İzcilik Kulüplere
ve derneklere mecbur edilemeyecek kadar esnek bir eğitim
metodudur. Kulüpleştirmeyi mecbur kılmak aslında izciliği
geliştirilmeye değil, var olan küçük ve temel yapıları
yok edecektir. Yeni yönetmelik bunu sağlamak için gerekli
yasal düzenlemeyi gerçekleştirmiştir. Ancak, Türkiye
İzcileri yeni yönetmeliğin bu yaklaşımını camianın içinde
deşifre ettikleri gibi, gerektiğinde bu davranışı camia
dışına taşımaya da kararlıdırlar.
Yeni yönetmelik’in 12.
maddesi’nde yer alan Türkiye’deki tüm izcilik faaliyetlerinin
kural ve şartlarını belirlemek
ifadesi yetki aşımına meydan vermektedir. 16.05.1992
tarihli ve 21230 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Milli
Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitim Kurumları İzcilik
Yönetmeliği’ne ve dolayısıyla işbu yönetmeliğin dayanağı
olan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’na aykırılık
teşkil etmektedir.
Yeni İzcilik Yönetmeliği, İzciliğin
ruhu sayılan ödül ve nişanların standartlarını ve koşullarını
bile yönergeye
bırakarak acaba ne yapmak istemektedir? Bunu İzcilik
Kamuoyu tartışmaktadır, ardındaki nedenleri anlamamaktadır.
Yetkililer bunların nedenlerini Danıştay’a anlatacaklardır.
Yukarıda
adı geçen tüm konular İzcilik içi ve dışı Kamuoyuları
ile paylaşılacaktır.
Saygılarımızla.
|