Başbakanlık
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü aleyhine Danıştay’ın
10.Dairesi’nde 2005/8668 esas sayılı dosya üzerinden "Türkiye
İzcilik Federasyonu İzcilik Yönetmeliği"nin yürütmesinin
durdurulması ve iptali istemiyle açtığımız “Genel Düzenleyici
İşlemin İptali Davası”nda, “YÜRÜTMENİN DURDURULUMASI
İSTEMİ” yüce mahkeme heyetince reddedildi.
Ancak, söz konusu karar, davanın reddedildiği anlamına
gelmiyor. Mahkeme heyeti henüz davayı sonuçlandırmadı.
Sök konusu red kararına karşı, süresi içerisinde, itiraz
yoluna gidildi Konuyla ilgili olarak İzcilik Gönüllüleri
Derneği Danışma Konseyi Üyesi Avukat Orkun ÖZKAN bir yazı
yazdı.
Değerli Gönüllüler,
Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü aleyhine Danıştay’ın
10.Dairesi’nde 2005/8668 esas sayılı dosya üzerinden "Türkiye
İzcilik Federasyonu İzcilik Yönetmeliği"nin yürütmesinin
durdurulması ve iptali istemiyle açtığımız “Genel Düzenleyici
İşlemin İptali Davası”nda gelinen aşamada “YÜRÜTMENİN DURDURULUMASI
İSTEMİ”nin yüce mahkeme heyetince reddedildiği anlaşılmıştır.
(Türk İzciliği’ne sayısız hizmetleri bulunan değerli büyüğümüz
Selahattin SOYSAL’ın açtığı bu dava, kendilerinin Türk
İzciliği’ne önemli bir katkısı olarak İzcilik tarihine
geçecektir.)
Anayasa’nın 125/5 maddesi ve İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun
27/2 maddesi uyarınca; Danıştay tarafından yürütmenin durdurulması
kararı verilebilmesi için aşağıdaki iki şartın birlikte
gerçekleşmesi gerekmektedir;
1. İdari işlemin (yönetmeliğin) uygulanması durumunda telafisi
güç veya imkansız zararların doğması,
2. İdari işlemin (yönetmeliğin) açıkça hukuka aykırı olması.
Yüce mahkemenin takdiri, iki şartın bir arada oluşmadığı
yönünde tezahür etmiştir. Ancak, söz konusu karar, davanın
reddedildiği anlamına gelmemektedir. Mahkeme heyeti
henüz davayı sonuçlandırmamıştır. Aynı zamanda, söz konusu red
kararına karşı süresi içerisinde itiraz yoluna da gidilmiştir.
Sizlerin de bildiğiniz üzere, iptal davasına konu "Türkiye
İzcilik Federasyonu İzcilik Yönetmeliği" Türk İzciliği’ni
yönetme ve yönlendirme kaabiliyetine sahip olmadığı gibi,
uluslararası izcilik kurallarını, izcilik geleneklerimizi
görmezden gelerek Türkiye’de izciliği ciddi bir uçurumun
eşiğine sürüklemektedir. Yönetmelikteki boşluklar, yanlışlıklar
ve eksiklikler Türk İzcilik Teşkilatı’nın rotasını belirsiz
kılmaktadır.
Türk İzciliği mevcut yönetmelikle İDARE EDİLEMEZ ve SİYASİ
GİRDAPLARIN İÇERİSİNE ÇEKİLMEYE MAHKUMDUR.
Nihayet, Cumhuriyet’in geleceği olan gençlerin siyasi girdapların
içinde boğulması TELAFİSİ İMKANSIZ ZARARLAR doğuracaktır.
Bu zararların faturasını da yine bizler ve bizden sonraki
kuşaklar ödeyecektir.
İzciliği ve izciliğin gençlik üzerindeki muazzam etkilerini
bilmeyen toplumumuzun bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır.
Aksi takdirde, iki dudak arasından yönetilen bu hareket
enreji üreten bir “nükleer santral”den ziyade, patlamaya
hazır bir “nükleer bomba” haline gelir. Patlayan bomba
ise sadece yaşayan nesli değil, gelecek nesilleri de yok
eder.
İzcilik Gönüllüleri Derneği Danışma Konseyi Üyesi
Avukat Orkun ÖZKAN
|