KUŞLARIN
KARŞILAŞTIĞI TEHLİKELER
Her kuşun yaşamak ve neslini
sürdürebilmek için bazı temel gereksinimleri vardır. Bunların başında uygun
yuvalanma yerleri, yeterli yiyecek ve su bulabilecekleri doğal çevre ve güvenli
bir ortam gelir. Özellikle yuvalanma sırasında rahatsız edilmemeleri, göçler
sırasında da öldürülmeden giderecekleri yere varabilmeleri gerekir.
Ancak pek çok kuş türü bu tele gereksinimlerini karşılayamamış, son 300 yılda
70-80 kuş türü bir daha geri gelmemek üzere yok olmuştur. Bu yok oluşun en büyük
sorumlusu insandır. Günümüzde kuşlara ve genel olarak doğal yaşama yönelik en
önemli tehlike doğal çevrenin, yaşama ortamlarının yok edilişidir. Ormanlar
kesilmekte ve yakılmakta, sulak alanlar kurutulmakta, bu ortamlardan başka yerlere
uyum sağlayamayacak kuş türleri yaşama alanlarının bozulması yüzünden giderek
azalmaktadır.
Kuşlar, yiyeceklerine karışan zehirli sanayi atakları ve tarım ilaçları yüzünden
ölmekte, tankerlerden denizlere dökülen petrole bulanarak uçamaz hale gelmektedir.
Binlerce kuş, insanlar tarafından avlanarak yakalanarak bilinçli bir şekilde
yok edilmektedir. Belirli ölçüler ve kurallar içinde yapılan avcılığın yabani
yaşama fazla bir zararı dokunmaz. Ama aşırı avlanma sonucu doğanın kendini yenileme
gücü aşılmakta, ava hayvanları her geçen gün azalmaktadır.
Dünyada sadece Fas ve Türkiye'de bulunan kelaynak (Geronticus eremita) Şanlıurfa
ilinin Birecik ilçesinde kuluçkaya yatmaktadır. 1950'lerde sayıları yaklaşık
1.200 olan kelaynaklar, 1958'deki yüksek dozda DDT ilaçlaması sonucu hızla azaltmışlardır.
1984'te sadece 10 tanesi yuva yapabilmiştir.
Afrika ve Asya'nın ender kuşlarından olan yılanboyun (Anginga rufa) yakın zamana
kadar ülkemizde de yaşamaktaydı. Ana Amik Gölü'nun kurutulmasından sonra yok
olmuştur.
Kuşlara yönelik tehlikelerin en büyük sorumlusu olan insanlar bir yandan da
onları korumak, nesli tükenmekte olanları kurtarmak için çalışmakta, bu amaçla
ulusal ve uluslararası dernekler kurmakta, bilimsel çalışmalar yürütülmektedir.