Bir anan, bir çağıran oldu
(Mimoza Abla’yı) Bir anan oldu gönlünce, severek, inanarak.
İnandığımız ve unutamadığımız bir sevgiyle dile getirdi
o ilk kampı. Bir an daldım, yıllar geri gitti koşarcasına…
Baktım, Gemlik’te elimde ilk yardım çantası koşuyorum…
Bir baktım Mankafa adasında aşçının yanında yemeği kontrol
ediyorum. Koşarak geçtim koyun sıcak kumlarından… Ulaştım
denizin köpükleriyle oynaşan izcilerime. Daha uzaktan başladılar
şarkıya beni görür görmez.
“Bizim Penguen obamız,
İzciliktir şanımız,
Deniz bizim canımız”
Kendimi tutamıyorum, yılların uzun
şeritleri arasından bana unutulmuş, yalnızca benim hatırladığımı
sandığım
yerlerden çıkıyor ve gözlerimde şekilleniyor. Hereke
yolunda gezideyiz. İzciler mutlu. İzciler şen, İzciler
umut dolu.
Yine atışıyorlar şarkılarla birbirlerine;
“Penguen’in sandığı, aman çeyiz sandığı…”
Kızlar durur
mu? Oba feryada başladı bile.
“Kara dut Ahmet gibi oy, oy” ve umut, o bitip tükenmeyen
umut…
O çam kokularının en tatlısı genizleri yakarken
yamaçlara tırmanışımız yürekten, çığlık-çığlık izci marşı
dudaklarımızdan,
damarlarımızı kamçılayan bizi biraz daha ruh dolu yapan
İZCİ MARŞI…
Yolları eriten, yolları bitirmeyen, İzci Marşı… Ve denizin
o en güzel mavisi, görüntülerin en tatlısıyla, köpük
köpük dalgalar kumların üzerinde ve yüreklerde bir ateş.
KAMP ATEŞİ…
Yıllar akıp geçiyor gözlerimde…
“Gülerek geldik biz,
Gülerek dönüyoruz,
Akıllı gelmişken,
Mankafa dönüyoruz…”
Martıların o acı çığlıkları hala kulaklarımda.
Ne kadar da alçaktan uçuyorlardı. İşte bir tanesi denize
daldı
birdenbire. Ağzında balıkla çoktan havalandı bile…
O, ileride denizin üzerindeki yeşillikler de nedir acaba?
Kayıktaki Üret. Evet, üstün izciler çalışıyorlar. Bu
arada kız izciler ise şarkı türkü çalışmasındalar.
“Dalgalara kapılmış,
Ergin İzci Ocağı,
Gözlerinden gitmiyor,
Başarının yaşları…”
Şarkılar, şarkılar…
Gömülmüş şarkılara anılar. Anılar içinde anılan Mimoza
abla, Cem…Yalım… Kimin aklına gelirdi ki? Yarıl 4 yaşında,
Cem ise 3 yaşında. Mimoza abla hasret dolu… Öyle bir
hasret ki, yığın-yığın yüreğinde. İzcilik Dolu.
Daha doğrusu anılarımızdaki izcilik dop dolu ve yine
ümitli. Ve yine yılmamış. Kıvançlı dolu dizgin gidiyor
Kovado’ya. Tatlı sularla, vahşi tabiatla, rüzgarla, akreplerle,
kenelerle boğuşuyor gelinliğinin arifesinde Mimoza abla.
Ve bir Zambak çıkıyor yıllar sonra… Topraktan yeşeren
bir filiz gibi. Bir gelincik kadar kırmızı ve umut dolu
geliyor Mimoza ablaya. Kalbini çelmiyor, aklını çeliyor,
alıp götürüyor Kovado’ya… Gözleri pırıl pırıl, erginler
fırlıyor ortaya…
“Dumlupınar 81 bizim adımız,
Damarlarımızda akar kanımız,
Dumlupınar 81 geliyor
Barbaros’un evlatları geliyor
Dumlupınar 81 sudan çıkıyor”
Gönülleri heyecan dolu, dudakları
bu marşla titreyen, bu korkusuz, bu iyiliğe hazır gençler…
Her şeylerini
adadıkları bu yuva, bu sıcacık evle… İzcilik ve bizler…
İşte
Türe yolu… İşte şurada ilk yardım çadırdı. A…Kızların
çadırının kurulu olduğu yer hala temiz. Göl yine tatlı
ve durgun. Sanki bizleri bekliyor. Sanki insan ayağının
Aya ilk bastığı o 21 Temmuz günü kadar heyecanlı Kovado.
Şen izciler, İz böcekleri ve Üstünler neredeler?
Nereye saklandılar yine. Muhakkak yeni bir oyun düşünüyorlar.
Hey çocuklar ben buradayım… Nerelerdesiniz?... Hey kızlar…
Niçin sustunuz? Hani Kovado marşı? Üstünler nerelerdesiniz?
“Bize de derler üstünler
Hey fidan boylum
Severiz Kovado’yu,
Üstün çıktı dağlara…”
A… Üstünler dağlara mı çıktı? Ne
zaman dönecekler. Çok oldu mu gideli? Oysa Yalım 4 yaşında.
Gece olmuş Kovado
da, kamp ateşi yanmış ve herkes etrafında. Oh… Neydi
o deminki kabus. Kimse kalmamıştı sanki çevremde. İşte
herkes yine çevremde. Yine ateşin etrafında. Sait almış
sazı, alevler yüzünde oynaşıyor. “Oy babo Oy” diyor…
Güven ateşe odun atıyor… Ah Üret şu muzipliği yapmasan
olmaz. Gine Mimoza Ablaya bir taş atacak…
“Kara gözlüm efkarlanma
Gül gayrı,
Kovado kampı biter bitmez oradayım.
Düğün dernek yaklaştı…”
İşte yine yalnızım. Bir zambağın
yaprağında bulmuştum bunları.
Yine kaybettim. O zambak bana diyordu ki : Mimoza Abla’nın
Cem, Yalım derdi olacağı kimin aklına gelirdi ki. Şimdi
o, Cem, Yalım izci şarkıları ile uyuyor, uyanıyorlar.
Yine Zambak diyor ki :
“Türe yolunda mutluca koştuğumuz günler bizden bu kadar
uzak mıydı şimdi?”
HAYIR… Ben kalbimle ve benliğimle Türe
yolundaysam ve anılarım bu kadar yakınsa bana ve bir
zambak var, o yeşerecektir
ve orada zambakçıklar ve zambaklar doğacaktır.
Mimoza
Abla.
|