İzcilik
  Gönüllüler
   Yönetim
   İletişim
   Üyelerden Haberler
   Medya' da Gönüllüler
   Alışveriş
   Yardım Sandığı
   Bize Ulaşın
   Dokümanlar
Mimoza Abla ile ilgili anılar için lütfen tıklayınız...

1 Kasım 1973 tarihli
İzcilik ve Gençlik Dergisi’nden

MİMOZA
ABLADAN
SESLENİŞ

Bir anan, bir çağıran oldu (Mimoza Abla’yı) Bir anan oldu gönlünce, severek, inanarak. İnandığımız ve unutamadığımız bir sevgiyle dile getirdi o ilk kampı. Bir an daldım, yıllar geri gitti koşarcasına…

Baktım, Gemlik’te elimde ilk yardım çantası koşuyorum… Bir baktım Mankafa adasında aşçının yanında yemeği kontrol ediyorum. Koşarak geçtim koyun sıcak kumlarından… Ulaştım denizin köpükleriyle oynaşan izcilerime. Daha uzaktan başladılar şarkıya beni görür görmez.

“Bizim Penguen obamız,
İzciliktir şanımız,
Deniz bizim canımız”

Kendimi tutamıyorum, yılların uzun şeritleri arasından bana unutulmuş, yalnızca benim hatırladığımı sandığım yerlerden çıkıyor ve gözlerimde şekilleniyor. Hereke yolunda gezideyiz. İzciler mutlu. İzciler şen, İzciler umut dolu.

Yine atışıyorlar şarkılarla birbirlerine;
“Penguen’in sandığı, aman çeyiz sandığı…”

Kızlar durur mu? Oba feryada başladı bile.
“Kara dut Ahmet gibi oy, oy” ve umut, o bitip tükenmeyen umut…

O çam kokularının en tatlısı genizleri yakarken yamaçlara tırmanışımız yürekten, çığlık-çığlık izci marşı dudaklarımızdan, damarlarımızı kamçılayan bizi biraz daha ruh dolu yapan İZCİ MARŞI…

Yolları eriten, yolları bitirmeyen, İzci Marşı… Ve denizin o en güzel mavisi, görüntülerin en tatlısıyla, köpük köpük dalgalar kumların üzerinde ve yüreklerde bir ateş. KAMP ATEŞİ…
Yıllar akıp geçiyor gözlerimde…

“Gülerek geldik biz,
Gülerek dönüyoruz,
Akıllı gelmişken,
Mankafa dönüyoruz…”

Martıların o acı çığlıkları hala kulaklarımda. Ne kadar da alçaktan uçuyorlardı. İşte bir tanesi denize daldı birdenbire. Ağzında balıkla çoktan havalandı bile…
O, ileride denizin üzerindeki yeşillikler de nedir acaba?
Kayıktaki Üret. Evet, üstün izciler çalışıyorlar. Bu arada kız izciler ise şarkı türkü çalışmasındalar.
“Dalgalara kapılmış,
Ergin İzci Ocağı,
Gözlerinden gitmiyor,
Başarının yaşları…”

Şarkılar, şarkılar…
Gömülmüş şarkılara anılar. Anılar içinde anılan Mimoza abla, Cem…Yalım… Kimin aklına gelirdi ki? Yarıl 4 yaşında, Cem ise 3 yaşında. Mimoza abla hasret dolu… Öyle bir hasret ki, yığın-yığın yüreğinde. İzcilik Dolu.

Daha doğrusu anılarımızdaki izcilik dop dolu ve yine ümitli. Ve yine yılmamış. Kıvançlı dolu dizgin gidiyor Kovado’ya. Tatlı sularla, vahşi tabiatla, rüzgarla, akreplerle, kenelerle boğuşuyor gelinliğinin arifesinde Mimoza abla.

Ve bir Zambak çıkıyor yıllar sonra… Topraktan yeşeren bir filiz gibi. Bir gelincik kadar kırmızı ve umut dolu geliyor Mimoza ablaya. Kalbini çelmiyor, aklını çeliyor, alıp götürüyor Kovado’ya… Gözleri pırıl pırıl, erginler fırlıyor ortaya…

“Dumlupınar 81 bizim adımız,
Damarlarımızda akar kanımız,
Dumlupınar 81 geliyor
Barbaros’un evlatları geliyor
Dumlupınar 81 sudan çıkıyor”

Gönülleri heyecan dolu, dudakları bu marşla titreyen, bu korkusuz, bu iyiliğe hazır gençler… Her şeylerini adadıkları bu yuva, bu sıcacık evle… İzcilik ve bizler…

İşte Türe yolu… İşte şurada ilk yardım çadırdı. A…Kızların çadırının kurulu olduğu yer hala temiz. Göl yine tatlı ve durgun. Sanki bizleri bekliyor. Sanki insan ayağının Aya ilk bastığı o 21 Temmuz günü kadar heyecanlı Kovado. Şen izciler, İz böcekleri ve Üstünler neredeler?
Nereye saklandılar yine. Muhakkak yeni bir oyun düşünüyorlar. Hey çocuklar ben buradayım… Nerelerdesiniz?... Hey kızlar… Niçin sustunuz? Hani Kovado marşı? Üstünler nerelerdesiniz?

“Bize de derler üstünler
Hey fidan boylum
Severiz Kovado’yu,
Üstün çıktı dağlara…”

A… Üstünler dağlara mı çıktı? Ne zaman dönecekler. Çok oldu mu gideli? Oysa Yalım 4 yaşında. Gece olmuş Kovado da, kamp ateşi yanmış ve herkes etrafında. Oh… Neydi o deminki kabus. Kimse kalmamıştı sanki çevremde. İşte herkes yine çevremde. Yine ateşin etrafında. Sait almış sazı, alevler yüzünde oynaşıyor. “Oy babo Oy” diyor… Güven ateşe odun atıyor… Ah Üret şu muzipliği yapmasan olmaz. Gine Mimoza Ablaya bir taş atacak…

“Kara gözlüm efkarlanma
Gül gayrı,
Kovado kampı biter bitmez oradayım.
Düğün dernek yaklaştı…”

İşte yine yalnızım. Bir zambağın yaprağında bulmuştum bunları.
Yine kaybettim. O zambak bana diyordu ki : Mimoza Abla’nın Cem, Yalım derdi olacağı kimin aklına gelirdi ki. Şimdi o, Cem, Yalım izci şarkıları ile uyuyor, uyanıyorlar. Yine Zambak diyor ki :

“Türe yolunda mutluca koştuğumuz günler bizden bu kadar uzak mıydı şimdi?”

HAYIR… Ben kalbimle ve benliğimle Türe yolundaysam ve anılarım bu kadar yakınsa bana ve bir zambak var, o yeşerecektir ve orada zambakçıklar ve zambaklar doğacaktır.

Mimoza Abla.